Marmara'da Denizanası Uyarısı: Temas Sonrası Deniz Suyuyla Yıkayın
Marmara Denizi'nde son yıllarda halk arasında pusula olarak bilinen kahverengi denizanası ile ay denizanası olarak adlandırılan beyaz denizanasının popülasyonu artıyor. Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerinde bu türlere daha fazla rastlanıyor. Uzmanlar, denizanasıyla temas eden bölgenin hemen deniz suyuyla yıkanması gerektiğini belirtiyor. Denizanalarının kıyılarda artan görünürlüğü, bölgede denize girenler için dikkat edilmesi gereken bir durum oluşturuyor. Yetkili kurumların uyarıları doğrultusunda vatandaşların temas sonrası doğru müdahaleyi uygulaması öneriliyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 3h ago- Economic13 Aug, 07:01
Marmara'da denize girenlerin korkulu rüyası oldular. Temas edince hemen deniz suyuyla yıkayın
Marmara Denizi'nde kahverengi ve beyaz denizanası popülasyonu artıyor. Uzmanlar bu denizanalarıyla temas eden bölgenin deniz suyuyla yıkanması gerektiğini söylüyor. Marmara Denizi'nde son yıllarda halk arasında pusula adı verilen kahverengi denizanası ile ay denizanası olarak adlandırılan beyaz denizanası popülasyonu artıyor. Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerinde daha fazla görülen denizanaları, bazı yerlerde kıyıları mesken tutarak tatilcilere zor anlar yaşatıyor. SON ÜÇ YILDA SAYILARI HIZLA ARTTI Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, Marmara Denizi'ne denizanalarının 10-15 yıl önce kadar gemilerin dengeyi sağlamak için aldığı balast suları ile geldiğini söyledi. Kahverengi ve beyaz denizanasının Marmara Denizi'nde kendilerini uygun ortam bulduğunu ve son üç yıldır da sayılarının hızla arttığını söyledi. Denizanalarının artmasında fazla etkenin deniz suyu sıcaklığının yükselmesi olduğunu söyleyen Dr. Yağcılar, "Artışın temel nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının yükselmesi, evsel ve endüstriyel atıklardan kaynaklanan azot ve fosfat gibi besin tuzlarının deniz ortamına karışması ve aşırı avcılık sonucu denizanalarıyla beslenen etçil balık türlerinin azalması yer almaktadır." dedi. Bu durumun ekosistemdeki doğal dengeyi bozarak denizanalarının çoğalmasına ve baskın hale gelmesine yol açtığını anlatan Yağcılar, "Özellikle uskumru gibi bazı etçil balıkların aşırı avlanması, doğal yırtıcılarının azalmasına neden olmakta ve bu türlerin kontrolsüz şekilde artışını kolaylaştırmaktadır." şeklinde konuştu. TEMAS EDİNCE HEMEN DENİZ SUYUYLA YIKAYIN Marmara Bölgesi'nin turistik yörelerinde halkın bu canlılarla temas etmesinin paniğe neden olabileceğini belirten Dr. Yağcılar, şöyle devam etti: “- İnsan sağlığı açısından denizanalarıyla temas, ciltte yanma, kızarıklık, kaşıntı ve bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. İlk müdahale olarak temas edilen bölgenin deniz suyu ile yıkanması ve ardından en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.” "ETÇİL BALIK TÜRLERİ AVCILIĞINDAN KAÇINILMALI" Dr. Çetin Yağcılar, denizanası popülasyonunun artışında alınacak önlemlerin önemli olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "- İklim süreci değişikliğinden dolayı hem bölgesel hem de dünya olarak küresel bir iklim sıkıntısı yaşıyoruz. Bu önlemlere ek olarak, söylediğimiz gibi, bizim etçil olan türler, uskumru gibi farklı balık türlerinin avcılığından kaçınılması gerekmekte. Bu türleri biz aşırı derece, o avcılık boyu dediğimiz boyutlardaki balıkları avlamadığımız takdirde, bunların en az bir kere üreme dönemine gelmesini sağlayabilmekteyiz. - İkinci nedene baktığımızda da biz tabii ne yazık ki Marmara tamamen kapalı bir deniz olarak iç denizimiz bizim. Bu bölgeye tabii biz aşırı derece evsel veya sanayi atıklarını deşarj ettiğimizde, bu ne yazık ki bölgeden kurtarma şansımız yok. Arıtım tesisi anlamında, tabii bu evsel veya sanayi atıkları, fabrikalara özellikle arıtım konusunda baskı yapılmalı."