İletişim Başkanı Duran, 15 Temmuz'un 10. yılında 'Şehit ve Şahit' programında konuştu
İletişim Başkanı Fahrettin Duran, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü kapsamında İstanbul Beyoğlu'ndaki Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Şehit ve Şahit' programına katıldı. Program, 15 Temmuz Derneği tarafından organize edildi ve darbe girişiminin yıldönümünde anma etkinliklerinin bir parçası olarak gerçekleştirildi. Konuşmasında Duran, katılımcıların yalnızca bir anma töreninde bulunmadığını, milletin istiklal ve istikbali uğruna yazdığı destanı hatırlamak ve o geceye tanıklık eden hatıraları yaşatmak için bir araya geldiğini vurguladı. 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi, Türkiye'de siyasi ve toplumsal dengeleri derinden etkilemiş, sonrasında devlet yapılanmasında köklü değişikliklere yol açmıştı. Bu tür anma programları, olayın resmi söylemdeki yerini güçlendirirken, milli birlik ve demokrasi vurgusunun yıldönümlerinde nasıl yeniden üretildiğini göstermesi açısından dikkat çekiyor. Duran'ın katılımı, iletişim stratejileri bağlamında 15 Temmuz anlatısının sürekliliğine işaret ediyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Türkiye gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 2h ago- Security11 Jul, 11:03
İletişim Başkanı Duran 15 Temmuz Derneğinin 'Şehit ve Şahit' programına katıldı
Duran, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü 10. Yıl Anma Programları kapsamında, 15 Temmuz Derneğince Beyoğlu'ndaki Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Şehit ve Şahit" programında konuştu. İletişim Başkanı Duran, katılımcıların yalnızca bir anma töreni için değil, milletin istiklal ve istikbal uğruna yazdığı büyük destanı yeniden hatırlamak, o geceye tanıklık eden aziz hatıraları yaşatmak ve 15 Temmuz'un anlamını gelecek nesillere daha güçlü şekilde aktarmak amacıyla bir araya geldiklerini dile getirdi. Duran, çağrısıyla milleti meydanlara ve havalimanlarına davet eden, bununla da yetinmeyip bizzat Atatürk Havalimanı'na gelerek o gece yazılan destana liderlik eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı duruşunun milletin mücadelesine öncülük ettiğini ifade etti. İlginizi Çekebilir Anma programlarının Ayasofya'da 253 şehit için okunan hatimle başladığını anımsatan Duran, 10. yıl kutlamalarında emeği geçenlere teşekkür etti. Yakın tarihin en önemli dönüm noktalarından birini hatırlamak için bir arada olduklarını kaydeden Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "15 Temmuz saldırısının sadece bir askeri darbe girişimi olarak nitelenemeyeceğini artık biliyoruz. Devletin kurumlarının ele geçirilmeye çalışıldığı bir işgal teşebbüsüyle karşı karşıyaydık. Milletin iradesini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ihanetle yüzleştik. Sayın Cumhurbaşkanı'mıza doğrudan suikast girişiminde bulunuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisimiz bu millete ait uçaklarla ve mühimmatlarla bombalandı. Emniyet birimlerimiz hedef alındı, medya binalarımız basıldı. Meydanlarda toplanan sivil vatandaşlarımızın üzerine ağır silahlarla acımasızca ateş edildi. Sonuçta Türkiye'nin bağımsızlığına kasteden tarihi bir kırılma anı yaşandı. Fakat asıl büyük destan ondan sonra başladı." Duran, o gece darbecilerin hesaba katmadığı en önemli unsurun, milletin iradesine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğine sahip çıkması olduğunu vurguladı. "MİLLETİMİZ SEÇTİĞİ LİDERE, MİLLİ İRADEYE, VATANINA VE DEMOKRASİYE KAHRAMANCA SAHİP ÇIKTI" Darbenin büyük emeklerle ve fedakarlıklarla püskürtüldüğüne dikkati çeken Duran, şöyle devam etti: "Toplumun her kesiminden vatandaşlarımızın katıldığı bu direnişte, milletimiz ilk kez kendi seçtiği lidere, milli iradeye, vatanına ve demokrasiye böylesine kahramanca sahip çıkmıştır. Bunun tarihte elbette büyük örnekleri var. Çanakkale'de var, Kurtuluş Savaşı'nda var, tarihimizin birçok sayfasında var. Daha önce darbeler tarihinde sahip çıkamadığımız, gerekli iradeyi gösteremediğimiz bir Adnan Menderes'imiz vardı. Ya da farklı darbelerde ne yazık ki tankların başarılı olduğu dönemler oldu. Ama işte seçilmiş iktidara karşı harekete geçen FETÖ'nün kamikaze saldırısı başarısız oldu. Darbe girişimini bastıran Türk milleti demokrasi nöbetinde seçilmişlere sahip çıktı, yeni bir siyasi uzlaşmanın, yeni bir toplumsal sözleşmenin temellerini attı." Duran, o gece milletin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla istiklalini, bağımsızlığını ve demokrasisini koruduğuna dikkati çekerek, "Darbelerin bu ülkede normal olduğu düşünülürdü. Her 10 yılda bir darbenin yapıldığı ezberletilmişti ama bu anlatı o gece tümüyle yıkıldı. 1960 darbesiyle başlayan darbeler silsilesi işte sokağa çıkan o kahramanlar sayesinde mezara gömüldü. Bugün burada oturan herkes eminim 2000'li yılların başında 'ordu göreve' pankartlarını da hatırlarlar. Hamdolsun Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın milletimiz dışında hiçbir güce yaslanmadan, pankartlarla, manşetlerle, vesayetle çarpışarak bütün bu engelleri aştığını biliyoruz." ifadelerini kullandı. "TANKLAR KARŞISINDA SIRADAĞLAR GİBİ DURAN MİLLETİN DESTANINI UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ" 15 Temmuz'un, milletin geçmişte kaybettiği değerlerin yeniden kaybedilmesine asla izin vermeyeceğini gösteren bir gece olduğunu ifade eden Duran, "O gece sizler, Türk milletinin kahraman evlatları olarak canlarınızı siper ettiniz ve darbeleri tarihe gömdünüz. Üstelik, 27 Mayıs'ı, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı yine tarih yaptınız. Darbenin, Türk halkının sivil tepkisi ve Cumhurbaşkanı'mızın liderliğiyle bastırılması eşsiz niteliktedir. Bu nedenle halkın seçilmişlerine sahip çıktığını gösteren bu tarihi hadise, bu destan bizim için bir milat durumundadır." şeklinde konuştu. Duran, bu milada sahip çıkarak hafızalarda canlı tutmanın başlıca görevleri olduğunu vurguladı. O gecenin şahidi olduğunu dile getiren Duran, şunları kaydetti: "Hamdolsun ben de o gece bu milletin büyüklüğünü görenlerden oldum. Cumhurbaşkanı'mızın çağrısıyla, Boğaziçi Köprüsü o dönemdeki adıyla, şimdi 15 Temmuz Köprüsü'ne yürürken kalabalıkların 'Gitmeyin insanları öldürüyorlar.' denmesine rağmen yollarından şaşmadan, tankların olduğu yere gittiğini, çıplak elleriyle o tankları durdurduğunu ben de gördüm. Bu hayatım boyunca yaşadığım en önemli şeydi. O geceyi unutmam mümkün değil. Biliyorum ki bu salondaki herkes bu şahitliği biliyor. Ama şunu söylemem lazım, bu tanklar karşısında sıradağlar gibi duran milletin destanını biz unutmayacağız, unutturmayacağız. Nice on yıllar geçse de bunun arkasındayız. Halkımıza, milletimize, gencimize anlatacağız." "15 TEMMUZ TÜRKİYE'Yİ KUŞATMA TEŞEBBÜSÜYDÜ" Duran, bu direnişin milletin mayasında olan bir ruh olduğunu belirterek, "Ömer Halisdemir, Erol Olçok, oğlu Abdullah Olçok ve daha nice sivillerimizin, askerlerimizin, şehitlerimizin ve gazilerimizin ortaya koyduğu bu kahramanlık devam ediyor. Ben inanıyorum ki milletimizin mayasındaki bu ruh sayesinde nice Ömerler, Erollar, Abdullahlar yetişiyor. Bu salon zaten onlarla dolu ama dışarısı da o insanlarla dolu. Bizim bu ruhu kaybetmemiz mümkün değil." dedi. 15 Temmuz günü can veren şehitlerin aziz hatırasını yaşatmaya, gazilerin kahramanlığını, milletin dik duruşunu anlatmaya hep birlikte devam edeceklerini belirten duran, şunları kaydetti: "Üzerinden 10 yıl geçse de bugün bizler çok canlı bir şekilde hatırlıyoruz. Videolarla, belgesellerle bunları yaşatıyoruz. TRT'miz, Anadolu Ajansımız birçok kurumumuz, çok sayıda aktiviteyle, belgesellerle bu ruhu canlı tutacak. Ancak bu bedelleri ödemiş insanlar olarak özellikle 15 Temmuz Derneğine, başkanına, yöneticilerine ve ona sahip çıkanlara teşekkür ediyorum. Devletimiz her daim tüm gücü ve imkanlarıyla sizlerin yanında olmaya devam edecek. Şehitlerimizin gösterdiği kahramanlık ve sizlerin göğüslediği acı, dünya durdukça unutulmayacak. Elbette gazilerimiz, sizlerin bedenlerinizde taşıdığınız her bir yara bizim onurumuzdur, gururumuzdur, şerefimizdir. Bağımsızlık uğruna ödediğiniz bedelin unutulmasına asla müsaade etmeyeceğiz." Duran, 15 Temmuz'un bir de küresel boyutu olduğuna işaret ederek, "15 Temmuz Türkiye'yi kuşatma teşebbüsüydü. Birtakım küresel güç merkezleri, Türkiye'nin içine kapanık, bölgesinde pasif, teknolojisini ve savunma sanayisini geliştiremeyen, terörle uğraşan bir ülke olmasını istiyordu. Halbuki 2002'den sonra yapılan atılımlarla, demokratikleşme çalışmalarıyla, savunma hamlesiyle, siyasi ve ekonomik istikrarıyla Türkiye bambaşka bir yerdeydi. İşte bunların önünü kesmek için vesayet odakları devreye girdi. Çeşitli terör örgütleri gibi FETÖ'yü de devreye soktular. Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık yargı darbesiyle, MİT tırları kumpasıyla, çukur terörüyle Türkiye'nin önüne geçilmek istendi. 15 Temmuz darbe girişimi de işte bu küresel güçlerin ortaya koyduğu bir işgal adımıydı. Türkiye buna karşı durdu, direndi ve kazandı." değerlendirmesinde bulundu. Törende, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, Duran'a, 15 Temmuz şehitleri anısına hazırlanan "Tek Bayrak Altında Vatan Millet Aşkına" isimli kitabı hediye etti.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Şehit babası: Bin evladımı vatana feda ederim
15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbe girişiminde Ankara Gölbaşı'nda şehit düşen Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit'in ailesi, evlerinin bahçesine astıkları yazıyla dikkat çekti. 'Bahçemizden yediğiniz her şey helal olsun. Şehidimizin ruhuna gitsin' ifadeleri, şehidin anısını yaşatma amacı taşıyor. Baba, 'Bin evladım olsa bu aziz vatana feda etmezsem namerdim' sözleriyle vatan sevgisini dile getirdi. Cennet Yiğit, Özel Harekat Daire Başkanlığı'nda darbecilerin misket bombası saldırısıyla silah arkadaşlarıyla birlikte şehit olmuştu. Ailenin sembolik davranışı, darbe girişiminin unutturulmaması ve şehitlerin fedakarlığının hatırlatılması yönünde duygusal bir örnek oluşturdu. Bu tür anma biçimleri, 15 Temmuz sonrası Türk toplumunda şehit ailelerinin gösterdiği direnci ve milli hafızanın canlı tutulmasındaki rolünü yansıtıyor. Açıklamalar, siyasi bir bağlamdan ziyade, bireysel acı ile kolektif vatan tutkusunun kesişimini ortaya koyuyor.
Türkiye1 olay5 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Terörsüz Türkiye Yasa Hazırlığı Sürerken Erdoğan’dan NATO’ya Caydırıcılık Vurgusu
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında silahların bırakılması ve örgütün tasfiyesinin ardından toplumsal bütünleşmeyi sağlayacak yasal düzenlemenin Meclis tarafından kısa sürede hazırlanacağını belirtti. Yasanın müstakil, geçici ve af niteliği taşımayacağı mesajını veren Kurtulmuş, süreçte sona yaklaşıldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Edirne’de yaptığı konuşmada ‘Terörsüz Türkiye’ vurgusuyla tempoyu artıracaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Ankara’da yaptığı görüşmede NATO’nun caydırıcılığının ortak hedef olduğunu açıkladı ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefini 15 milyar dolar olarak duyurdu. Almanya Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde de NATO’nun Ankara’daki zirvesinde Avrupa savunmasını güçlendirme ve transatlantik bağın korunması beklentisini iletti. ABD’nin askeri taahhüdünü azalttığı bir dönemde Türkiye’nin savunma alanındaki jeopolitik ağırlığına dikkat çekildi. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’la görüşmesinde İran-ABD mutabakatını memnuniyetle karşılarken, Türkmenistan Milli Lideri Berdimuhamedov’u da iki zirveye davet etti. Öte yandan Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 23 çeyrektir kesintisiz büyümenin altını çizdi. İçeride terörsüzleşme adımları devam ederken, dış politikada NATO ve bölgesel diplomasi eş zamanlı yürütüldü.
Türkiye72 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Türkiye-NATO ortaklığında 72 yıl: Krizlerle yoğrulan stratejik ittifak
Türkiye, 1952’de NATO’ya katılarak Soğuk Savaş’ta Batı ittifakının güneydoğu kanadını oluşturdu. Bu süreçte ortaya çıkan siyasi ve askeri anlaşmazlıklar, ikili ilişkileri zaman zaman gerse de Ankara, ittifakın güvenlik mimarisindeki kritik konumunu korudu. Soğuk Savaş sonrası dönemde de jeopolitik gerilimler ve stratejik önceliklerdeki farklılaşmalar, ortaklığı sınamaya devam etti. Buna rağmen Türkiye, NATO için vazgeçilmez bir müttefik olma özelliğini sürdürüyor.
Türkiye7 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ankara NATO Zirvesi'nde Türkiye'nin Jeopolitik Ağırlığı Tescillendi
36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da gerçekleşti. Değişen küresel dengeler ve Rusya tehdidi karşısında NATO'nun geleceğinin tartışıldığı zirvede, Türkiye ev sahibi olarak kritik bir rol üstlendi. Yoğun güvenlik önlemleri ve şehir içi ulaşım düzenlemeleriyle dikkat çeken zirve, Türkiye'nin askeri kapasitesi, savunma sanayiindeki atılımları ve diplomatik etkinliği sayesinde 'vazgeçilmez müttefik' konumunu pekiştirdiği bir platforma dönüştü. Zirve süresince Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın temasları ve Türkiye'nin bölgesel güç olarak artan ağırlığı uluslararası basında geniş yankı buldu. İsrail medyası, Erdoğan'ın Türkiye'yi bölgesel süper güç haline getirme hedefini vurgularken, kabine üyeleri sosyal medyada zirvenin diplomatik başarısını öne çıkardı. Aynı zamanda, ABD ile F-35 krizi ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik beklentiler, Ankara'nın savunma alanındaki stratejik önemini bir kez daha tescilledi.
Türkiye9 olay8 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ankara'da Trump: Ukrayna barışı yakın, İran gerilimi tırmanmayacak
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'da düzenlenen NATO zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile bir araya geldi. Görüşmelerin ardından konuşan Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de telefonda görüştüğünü belirterek, Ukrayna savaşındaki tarafların anlaşma istediğini ancak Putin ve Zelenski'nin 'zorlu' olduğunu söyledi. Savaşın yakında sona ermesini umduğunu ifade etti. Zelenski ise toplantıda Rus ordusunun askeri teknolojideki değişimler nedeniyle savaş alanında inisiyatif kaybettiğini savundu ve NATO müttefiklerinden etkili anti-balistik sistemler talep etti. Trump, İran'la yaşanan son dönemdeki karşılıklı vuruşmalara rağmen büyük bir çatışmanın yeniden başlayacağını düşünmediğini dile getirdi. 'Birkaç gemiyi vurdular, biz çok daha sert karşılık verdik' diyen Trump, gerilimin hızlı geçeceğini öne sürdü. Bu temaslar, NATO müttefiklerinin Ukrayna'ya desteğini korurken Washington'ın diplomatik çözüm arayışını ve İran konusunda tırmandırıcı adımlardan kaçınma eğilimini ortaya koydu.
Türkiye14 olay8 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ankara Zirvesi NATO'nun Savunma Hedeflerini ve Ukrayna Politikasını Belirliyor
7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, ittifakın Soğuk Savaş sonrası en kritik dönemeçlerinden birini oluşturuyor. Zirvenin ana gündem maddeleri arasında savunma harcamalarının GSYİH’nin yüzde 5’ine yükseltilmesi hedefi ve Ukrayna’ya uzun vadeli askeri destek taahhütleri yer alıyor. ABD’nin, Ukrayna’ya silah alımına yönelik PURL programı kapsamında önemli duyurular yapması ve müttefiklerin Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin diyalog çağrılarını ele alması bekleniyor. Ev sahibi Türkiye, Ay Yıldız Müşterek Karargâhı’nın açılışıyla askeri altyapısını sergilerken, başkentte kapsamlı güvenlik önlemleri dikkat çekiyor. İsveç Başbakanı Kristersson’un “çalkantılı zaman” nitelendirmesi, zirvenin Avrupa ve küresel güvenlik açısından taşıdığı ağırlığı vurguluyor. NATO’nun İstanbul 2004 zirvesinde temelleri atılan dönüşüm sürecinin “3.0” olarak adlandırılan yeni aşamasına geçişi simgeleyen zirvede, ittifakın gelecekteki savunma stratejisi ve yük paylaşımı dengesi şekillenecek. Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun dengeli dış politika çağrısı ise zirvenin Türkiye iç siyasetindeki yankılarını ortaya koyuyor.
Türkiye81 olay17 sa önce