İstanbul'da riskli binanın mührü kırıldı, tahliye edilenler içeride yaşıyor
İstanbul'da yıkılma riski taşıdığı belirlenen ve mühürlenen bir apartmana, mührün kırılmasıyla tekrar girildi. Binaya girenlerin bir bölümü eşyalarını kurtarmaya çalışırken, gidecek yeri olmadığını söyleyen bazı kişilerin binada yaşamaya devam ettiği iddia edildi. Yetkililerin riskli yapıyı boşaltmasına rağmen, barınma sorunu nedeniyle bu tür ihlallerin yaşandığı görülüyor. Olay, İstanbul'un karşı karşıya olduğu deprem riski ve kentsel dönüşümün uygulamadaki zorluklarını gözler önüne seriyor. Uzmanların sıklıkla uyardığı büyük deprem öncesinde, riskli binaların tahliyesi ve yıkımı hayati önem taşırken, alternatif konut sağlanmadan yapılan müdahalelerin insani krizlere yol açabileceği belirtiliyor. Yetkililerin mühür kırma eylemine nasıl yanıt vereceği ve binada kalanların durumunun ne olacağı henüz netlik kazanmad. Sorunun çözümü için barınma ihtiyacının karşılanması ve kentsel dönüşüm projelerinde sosyal politikaların devreye sokulması gerektiği ifade ediliyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Birleşmiş Milletler gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 4h ago- Political07 Jul, 07:22
İstanbul'da tabut bina: Her an yıkılabilir ama mührü kırıp içeri girdiler
İstanbul'da her an yıkılabileceğine yönelik rapor hazırlanan binanın mührü kırıldı. Binada yaşayanlar eşyalarını kurtarmaya çalışırken bazı kişilerin apartmanda yaşamayı sürdürdüğü iddia edildi. İstanbul'da riskli raporu verilen binanın mührü kırıldı. Bazı vatandaşlar içeri girip eşyalarını alırken, iddiaya göre gidecek yeri olmadığını söyleyen vatandaşlar ise binada yeniden yaşamaya başladı. Olay, Güngören'de meydana geldi. Dört katlı apartman hakkında belediye ekiplerinin incelemeleri sonucunda tahliye ve yıkım kararı verildi. Raporda binanın taşıyıcı sisteminde ciddi hasarlar bulunduğu ve çökme riski taşıdığı belirtilirken, apartman güvenlik gerekçesiyle tahliye edildi, ardından da mühürlendi. "BİNADA YAŞAM SÜRÜYOR" İDDİASI İddiaya göre, bazı daire sakinleri eşyalarını almak için mührü kırarak binaya girdi. Bazı kişilerin ise yıkım kararına rağmen binada yaşamayı sürdürdüğü öne sürüldü. "Yıkılacak derecede tehlikeli" raporu bulunan binayla ilgili mahalle sakinleri de tedirginlik yaşıyor. Belediye ekiplerinin geçen hafta binada inceleme yaptığını anlatan mahalle sakini Ergün Usta, "Burası şu an oturulacak durumda değil; sakıncalı diye kimseyi içeri sokmadılar ve binayı mühürlediler." dedi. Olaydan sonra iki gün boyunca kimsenin binaya girmediğini anlatan Usta, "Üç-dört gün sonra millet mecburen eşyalarını kurtarmak için kapının mührünü açtılar. Bina sakinleri ancak eşyalarını taşıyabiliyor. Belediye, yaşanabilecek herhangi bir olumsuzluktan sorumlu olmamak adına buradaki insanları 10 günlüğüne otele yerleştirdi. Ondan sonra ne yaptıklarını bilmiyorum." ifadelerini kullandı. HER AN YIKILABİLİR Binayla ilgili Güngören Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ekipleri rapor hazırladı. Raporda, binanın taşıyıcı elemanlarında ciddi yapısal hasarlar bulunduğu, derin çatlaklar oluştuğu ve donatı demirlerinde yoğun korozyon tespit edildiği belirtildi. Raporda, yapıda her an ani döşeme göçmesi ve beton parçası düşmesi riskinin bulunduğu ifade edildi. Binanın İmar Kanunu'nun 39'uncu maddesi kapsamında "Yıkılacak derecede tehlikeli" olduğu değerlendirilen raporda tahliye ve yıkım kararı alındığı da belirtildi. İSTANBUL'UN TABUT BİNALARI Depreme dayanıksız ve olası bir sarsıntıda her an yıkılma riski taşıyan binalar tabut bina olarak adlandırılıyor. Deprem riski altındaki İstanbul'da her an yıkılma tehlikesi olan yüzlerce tabut bina bulunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2024 yılı taramalarına göre kentte her an çökme riski taşıyan bin 556 yapı var.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
BM Genel Sekreteri: Yapay Zeka Kurallardan Hızlı Gelişiyor
BM Genel Sekreteri António Guterres, Pazartesi günü Cenevre'de yaptığı açıklamada, yapay zekanın düzenleme süreçlerinden daha hızlı ilerlediğini ve bu durumun özellikle çocuklar için ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Guterres, teknolojinin kontrolsüz gelişiminin önüne geçmek için küresel ölçekte uyumlu kurallar oluşturulması çağrısında bulundu. Uyarı, yapay zekanın sağlık, eğitim ve güvenlik gibi alanlardaki etkilerinin giderek arttığı bir dönemde geldi. Birleşmiş Milletler, özellikle çocukların korunmasına odaklanarak, hükümetleri ve teknoloji şirketlerini daha sıkı denetim mekanizmaları kurmaya teşvik ediyor. Açıklama, uluslararası toplumda yapay zeka yönetişimi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Birleşmiş Milletler2 olay22 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Guterres'ten AI Uyarısı: Geleceğimiz 'Vibe-Code'lanmasın
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Pazartesi günü yapay zekanın insanlığın geleceğini 'vibe-code'lamasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi ve teknolojinin iyiliğe yönlendirilmesi için küresel bir yönetişim sistemi çağrısı yaptı. Guterres, yapay zekanın 'kaçak hızda' ilerlediğini ve toplumlarımız üzerinde plan veya rıza olmaksızın bir deney yapıldığını belirtti. Genel Sekreterin uyarısı, kontrolsüz yapay zekâ gelişiminin öngörülemeyen sonuçlara yol açabileceğine dair artan endişeleri yansıtıyor. Diplomatik düzeyde bu çıkış, uluslararası toplumu yapay zekâ politikalarını uyumlaştırmaya yönelik acil bir eylem planına davet niteliğinde. Ekonomik ve sosyal açıdan ise, teknolojinin hızlı yayılımı iş gücü, mahremiyet ve güvenlik gibi alanlarda ortak standartlar oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Birleşmiş Milletler2 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
BM Cenevre Zirvesinde Yapay Zekâ İçin Küresel Yönetişim Çağrısı
Birleşmiş Milletler, yapay zekânın “felaket boyutunda zararlara” yol açma potansiyeline dikkat çekerek Pazartesi günü Cenevre’de büyük bir zirve başlattı. Zirvenin odağında, yapay zekânın tüm insanlığa güvenli, adil ve zararsız bir şekilde fayda sağlayıp sağlayamayacağı sorusu yer alıyor. Katılımcılar, hızla gelişen teknolojinin kontrolsüz bırakılması durumunda ortaya çıkabilecek riskleri ele almak üzere bir araya geldi. BM yetkilileri ve uluslararası paydaşlar, yapay zekâ yönetişimine ilişkin ortak ilkeler ve düzenleyici çerçeveler oluşturma çabasında. Zirve, ülkeler arası iş birliğini teşvik ederek teknolojinin sorumlu kullanımını sağlamayı hedefliyor. “Felaket” uyarıları, yapay zekânın silah sistemlerinde kullanımı, önyargılı karar alma ve kitlesel işsizlik gibi tehditlere işaret ediyor. Cenevre’deki toplantı, yapay zekâ alanındaki diplomatik ve siyasi tartışmaların küresel düzeye taşındığını gösteriyor. Ekonomik ve toplumsal etkileri nedeniyle, bağlayıcı olmasa da uluslararası normların belirlenmesi yönünde artan bir baskı mevcut. Zirvenin sonuçları, önümüzdeki dönemde ulusal ve bölgesel düzenlemeler için referans noktası oluşturabilir.
Birleşmiş Milletler1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
BM Paneli: Denetlenmeyen Yapay Zeka ‘Felaket Riskleri’ Taşıyor
Birleşmiş Milletler’e danışmanlık yapan bağımsız bir panel, yapay zekâ alanındaki gelişmelerin bilimsel anlayış ve hükûmet politikalarının önünde gittiğini, bu nedenle teknolojinin felaket boyutunda zararlara yol açmayacağının garantisi olmadığı uyarısında bulundu. Panel, mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığını ve acil küresel iş birliği gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, yapay zekâ sistemlerinin kontrolden çıkma, önyargıları pekiştirme ve kötü niyetli kullanım gibi riskler taşıdığını belirtiyor. Hızlı ilerleyen teknoloji karşısında devletlerin ve uluslararası kurumların adapte olmakta zorlandığı bir dönemde, bu uyarı küresel yapay zekâ yönetişimi tartışmalarını alevlendirebilir. Panelin çağrısı, özellikle askerî uygulamalar, dezenformasyon ve iş gücü piyasası üzerindeki olası etkiler açısından yankı buldu.
Birleşmiş Milletler1 olay5 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Tshisekedi, BM'de maden hakları için hukuki çerçeve arayacak
Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi, Temmuz ayındaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını, komşu ülkelerin doğal kaynaklarının yağmalandığı suçlamasıyla karşı karşıya olan Ruanda'ya yönelik uluslararası bir maden hakları hukuki çerçevesi oluşturulması için kullanacak. Kinshasa yönetimi, Kigali'yi sınır ötesi maden kaçakçılığıyla suçluyor ve bu girişimle kaynakların korunması için bağlayıcı düzenlemeler hedefliyor. Doğu Kongo'daki çatışmalarda Ruanda'nın rolüne dair uzun süredir devam eden gerilim, bu girişime diplomatik bir boyut kazandırıyor. Tshisekedi'nin BMGK başkanlığı sırasında öne süreceği hukuki çerçeve, bölgede yıllardır süren çatışma ve istikrarsızlığın ekonomik boyutuna odaklanıyor. Ruanda'nın Kongo'daki silahlı gruplarla bağlantıları ve maden gelirlerinden sağladığı iddia edilen çıkar, girişimin temelini oluşturuyor. Önerinin amacı, devlet dışı aktörlerin ve komşu ülkelerin doğal kaynakları hukuka aykırı biçimde sömürmesini engellemek. Girişim, uluslararası toplumun Büyük Göller bölgesindeki kaynak savaşlarına müdahalesini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Başarılı olması halinde, benzer anlaşmazlıklar için emsal oluşturabilir ve Kongo'nun egemenlik haklarının pekiştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak Kigali'nin suçlamaları reddetmesi ve bölgesel ittifaklar, sürecin diplomatik çekişmeye dönüşme riskini barındırıyor.
Birleşmiş Milletler1 olay6 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Kuzey Mariana Adaları için Turuncu Seviyeli Siklon Uyarısı
Küresel Afet Uyarı ve Koordinasyon Sistemi (GDACS), Kuzey Mariana Adaları için turuncu seviyeli bir tropikal siklon uyarısı yayımladı. Tropikal depresyon olarak sınıflandırılan fırtınanın azami sürekli rüzgar hızı saatte 185 kilometreye ulaşıyor. Kategori 1 şiddetindeki (saatte en az 120 km) rüzgarlardan etkilenmesi beklenen nüfus yaklaşık 50.254 kişi olarak hesaplanıyor. Kuzey Mariana Adaları, Büyük Okyanus'un batısında ABD'ye bağlı bir özerk bölge. Turuncu uyarı seviyesi, yerel otoritelerin acil durum hazırlıklarını artırması ve halkın potansiyel tahliye ya da sığınma talimatlarına uyması gerektiği anlamına geliyor. Bölge, özellikle tayfun sezonunda sık sık tropikal siklonların etkisi altında kalıyor; bu tür olaylar altyapıya, turizme ve yerel ekonomiye ciddi zarar verebiliyor.
Birleşmiş Milletler1 olay6 gün önce