TBMM Komisyonu Kahramanmaraş Okul Olayları İçin Saha Ziyaretine Hazırlanıyor
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Toplantıda, Kahramanmaraş'a yapılacak yerinde inceleme programı planlandı. Beyazıt, cuma günü başlayacak ziyaretin cumartesi ve gerektiğinde pazar günü öğlene kadar süreceğini belirtti. Komisyonun saha çalışması, okul olayları ve dijital risklere ilişkin doğrudan bilgi toplama ve yerel dinamikleri değerlendirme amacı taşıyor. Bu gelişme, parlamentonun söz konusu meselelere verdiği önemi ve araştırma sürecini ivmelendirme iradesini yansıtıyor. Komisyon daha önce Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta kaydedilen olaylarla ilgili kapsamlı bir inceleme başlatmıştı. Sahadan elde edilecek bulguların, rapora ve alınacak önlemlere temel oluşturması bekleniyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Mali gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 10 Jun- Political10 Jun, 20:55
TBMM Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, "Cuma günü yerinde inceleme yapmak üzere heyetimizle beraber Kahramanmaraş'ımıza gideceğiz. Cuma, cumartesi ve gerekmesi halinde pazar günü öğlene kadar Kahramanmaraş'ta çalışacağız. Pazar günü Şanlıurfa'ya gideceğiz. Şanlıurfa'dan Siverek'e geçerek oradaki olayları da yerinde inceleyeceğiz, uzmanların görüşlerini dinleyeceğiz ve özellikle ailelerin bilgilerine müracaat edeceğiz. Okullardaki yapacağımız incelemeler sonucunda da gereken raporlarımızı, gereken bilgilendirmeleri yapmış olacağız" ifadelerini kullandı. 'DÜZENLİ ÖLÇÜM MAALESEF TÜRKİYE'NİN GEÇ KALDIĞI BİR KONU' Ardından Cumhurbaşkanlığı Eğitim- Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şule Alan, milletvekillerine sunum yaptı. Alan, çocuk davranışlarının düzenli ölçüm modeliyle sürekli olarak takip edilmesi gerektiğini belirterek, "Düzenli ölçüm maalesef Türkiye'nin aşırı derecede geç kaldığı bir konu. Ayrıca ulusal bir veri altyapısı sayesinde verilerimizin olmasına rağmen operasyonel hale getirilememesi sorunuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Kendi emsal ülkeleri ve gelişmiş ülkeler arasında en fazla veri fakiri olan ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin problemi verileri olmadığı için değil, verilerini analizi operasyonel hale getirmemesidir. Ulusal bir veri altyapımız oluşmadan ciddi bir şekilde; problem nedir, nerede problem, nasıl bir kırılma içerisindeyiz? Bunu görmemiz mümkün olmayacağından öncelikle kurmamız gereken şey acil bir şekilde veri altyapımızı operasyonel hale getirmemiz gerekir" diye konuştu. 'BİR OKULDA AKRAN ZORBALIĞI NE KADAR ÇOKSA O KADAR AKADEMİK BECERİ DÜŞÜYOR' Yaptığı çalışmanın sonuçlarını paylaşan Alan, şöyle devam etti; "Yaptığımız araştırmada bulguları Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve İstanbul'dan. İlk grafik çocuklarda uyum, ikinci grafik çocukların davranış normları, üçüncü grafik çocukların okuldaki davranış normlarının görüşü; çocukların öğretmenlerinin yardımseverliğine bakış açısı yani öğretmenlerine bakış açısı, birbirlerine güvenleri ve en sonuncusu da akran zorbalığı. Bu grafikleri niye gösteriyorum? Mesela akran zorbalığı grafiğine bakın, bir okulda akran zorbalığı ne kadar çoksa o kadar akademik beceri düşüyor. Bir okulda ne kadar birbirine güven varsa o kadar matematik skorlarının yükseldiğini, akademik skorlarının yükseldiğini görüyorsunuz. Ne kadar dayanışma varsa aynı şekilde bunları görüyorsunuz. Bunlar on binlerce çocuğu içeren örnekler bunlar." 'DİYARBAKIR'DA BİR OKULDA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMAYLA ŞİDDETTE YÜZDE 50 DÜŞÜŞ YAŞANDI' Sorunların çözümü için ilkokul ve ortaokulun kategorik olarak ayrılması gerektiğini kaydeden Alan, Diyarbakır'daki bir okulda hayata geçirdikleri projeden bahsetti. Ergen öğrenciye saygı ve statüyü verme karşılığında destek istediklerini ve ilkokulda çalışkan, ortaokullarda ise popüler öğrencileri 'lider öğrenci' seçtiklerini vurgulayan Alan, "Biz bu çocukları seçtikten sonra bu çocuklara dedik ki, 'Alın, size güzel bir ders yöntemi. 5'inci ve 6'ncı sınıftaki küçük arkadaşlarınıza bunları öğreteceksiniz.' Ne öğrettiler? Çok basit şeyler öğrettiler, zaten çocuklara okulda öğrettiğimiz şeyleri yani, 'Farklıyız çocuklar ama aynıyız. Hayalimizdeki okul nasıl olmalı? Zorba kimdir? Zorbayla nasıl baş edilir?' Özellikle bu çok etkili oldu. Sonuçlar; iki yıl sonra, eğitim alan çocuklarla eğitim almayan çocukların karşılaştırılması inanılmaz sonuçlardı. Tabii, bunlara da plasebo kontrolü yaptık. Bazı okullar bunu yaptı, bazı okullar yapmadı. Okul içi şiddette yüzde 50 düşüş, okul içi davranış normlarında ciddi düzelme, akıl sağlığında, zihin sağlığında, özellikle bu lider çocuklarda inanılmaz düzelme, kendine güvende, öz değerde yükselme. Hiç beklemediğimiz başka bir sonuç da geldi; LGS test skorlarında plaseboya göre inanılmaz bir yükselme, yüzde 10 civarında bir yükselme" oldu" değerlendirmesinde bulundu. 'İNTERNETTE POMPALI TÜFEK 2 BİN LİRAYA SATILIYOR' Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, komisyon toplantısında sunum yaptı. Tosun, okullara yönelik saldırı gerçekleştirmenin bir akım haline geldiğini ve bunun küresel düzlemde, 'Mass shoting' olarak nitelendirildiğini ifade etti. ABD'deki bütün liselerde 3-4 rehberlik hocası olmasına rağmen okullara yönelik şiddet saldırısının arttığını ve psikoloji ile demografik yapının artık işe yaramadığını söyleyen Tosun, "Ne yazık ki elinde cep telefonu tutan herkesin yaşayabileceği farklı siber zorbalıklar var. Şimdi, bu, 'Darknet' dediğimiz internet dünyası forumda çocuk açık açık yazmış, demiş ki; 'Pompalı tüfek 2 bin TL' Batman'dı yanlış hatırlamıyorsam, forumda satıyor. Elinde telefonu interneti olan bir çocuğun buraya erişimi mümkün, sizin de erişiminiz mümkün. Buraya erişimi olan bir çocuğun bunu alması ve eğer niyetinde saldırı varsa bu saldırıyı gerçekleştirilmesi çok kolaylaşmış oluyor çünkü ateşli silaha erişimi kolaylaşmış oluyor. Yani normalde bulamayacağı bir şeyi çok kolay bulmuş oluyor. Dolayısıyla konunun daha teknokratik bakış açılarıyla çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Şimdi konuyu psikolojik, demografik ya da sosyolojik anlamdan biraz ne yazık ki çıkarmamız gerekiyor çünkü her şey internet ve telefonla alakalı hatta 'bilgisayar' bile demiyorum" diye konuştu. 'İHBAR SİSTEMİ ÜZERİNDEN 403 BİNDEN FAZLA İHBAR ALINMIŞ, 19 OKUL SALDIRISI ÖNLENMİŞ' Türkiye'de siber ve emniyetteki birimlerin yetersiz olduğunu ve dijital medyada siber zorbalığın arttığını savunan Tosun, şöyle devam etti: "U.S. Secret Service'in bulgusu olarak planlanan okul saldırılarının yüzde 94'ünde saldırıyı planlayan kişi niyetini önceden en az bir kişiyle paylaşmış oluyor. Bakın, yüzde 94'ü. Bu şu demek; zaten saldıran kişi popüler olmak için bunu yapıyor, ya dikkat çekmek için yapıyor, ya çok büyük bir travması olduğu için bunu yapıyor. Buradaki popülasyon çok önemli. Sandy Promise bulgusu, 4 saldırgandan 3'ünden fazlası planlarını önceden birilerine söylemekte. Bunlar net ve gerçek veriler, bulgular. Okul saldırılarına bakarsak bunların tamamı internet üzerinden forumlarda en az 1 ayak izi bıraktılar. Bizdeki gerçekleşen saldırılarda da bıraktılar. Facebook'tan saldırıyı gerçekleştirmeden önce mesaj paylaştılar, dikkatleri üstüne çekmek istediler çünkü amaçları her şeyden önce dikkat çekmekti. Dolayısıyla erken tespit ve erken müdahale burada çok önemlidir. Sandy Promise anonim ihbar sistemi üzerinden 403 binden fazla ihbar alınmış, 19 okul için saldırı önlenmiş, bin 269 gencin hayatı kurtulmuş. AP verilerini incelediğimiz zaman 395 bin ihbar ve 19 okul saldırısı önlenmiş. Yapacağınız şey sadece ortak veriyi işlemek. Ortak veriyi işleyerek bunun önüne lokal kolluk kuvvetlerini de dahil ederek geçebiliriz." Tosun ayrıca, Türkiye'de veri altyapısında güçlü bir adım atıldığını ve yapay zeka aracılığıyla verilerin işlenmesi halinde erken uyarı sisteminin devreye alınabileceğini dile getirdi. 'OKUL TEMELLİ TAKİP SİSTEMİ MUHAKKAK YAYGINLAŞTIRILMALI' Komisyonda sunum yapan Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Taner Atmaca, şunları anlatı: "Bizim önerimiz; Özellikle okul temelli bir izlemin, okul temelli bir takip sisteminin muhakkak ki yaygınlaştırılması yönünde ve veri oluşturulması yönünde. Ondan kaynaklı, bir 'KORU Ağı Sistemi'ni sunmak istiyorum. Aslında dört-beş sene önce Sayın Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer Beyefendi'ye de benzer bir öneride bulunmuştum buradaki bir şûrada fakat zannedersem yoğunluktan kaynadı. Özellikle okulların haritalandırması, dezavantajlı konumda bulunan okulların yıl yıl ya da ay ay ya da dönemlik olarak izlenerek müdahale programlarının bizzat kapalı devre sistemle izlenerek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilmeli. Ayrıca haritalandırılarak riskli bölgelerdeki okullara daha fazla politik anlamda belki itina gösterilmesi ya da pedagojik anlamda daha fazla itina gösterilmesi konusunda bir önerimiz olmuştu. KORU Ağı Sistemi'nin açık ve uzun ismi, 'Kurumlar Arası Ortak Risk Uyarı ve İzleme Ağı Sistemi' aslında, 'KORU' olarak hem akılda kalması hasebiyle hem de güzel bir anlam taşıması hasebiyle burada Komisyon'a önermek istiyorum." 'HER ÖĞRENCİ İÇİN KONTROLLÜ ERİŞİME SAHİP DİJİTAL TAKİP DOSYASI OLUŞTURULMALI' Atmaca ayrıca, emniyet birimleri ile ilgili önerilerini şu şekilde paylaştı; "Dijital vaka yönetimi yani her öğrenci için kontrollü erişime sahip dijital bir takip dosyası oluşturulması lazım. Burada her kurumun kendi yetkilisine tanımlanacak bir şifre ve kullanıcı adıyla bu sisteme giriş yapılmalı ve herkes kendi izlem notlarını buraya belirterek her kurumun kendi veri zenginliğini başkasıyla paylaşmasının önü açılacak. Her öğrencinin takibinin not alındığı, izlendiği bir sisteme özellikle ihtiyaç olduğunu onu belirtmek istiyorum ve kademeli müdahale yani her risk düzeyine aynı tepki verilmemesi gerekiyor. Yine eskilerin deyimiyle, 'Bir sürçen atın başı kesilmez' derler yani 'ufak bir suç işledi' diye çocuğa büyük ceza vermenin de bir manası yok. Her risk düzeyine aynı tepkinin yerine kademeli ve yaş grubuna uygun şekilde yapılması son derece önem arz ediyor. Risk grubu içerisinde neler var, bunları isterseniz kısaca paylaşmak isterim. Eğitim temelli göstergeler, bunları ölçeceğiz: Sürekli devamsızlık, okuldan kaçma, ani not düşüşleri, derslere ilgisizlik, okul terki riski, sık disiplin olayları gibi birtakım eğitim temelli göstergeler bizim için uyarıcı olacak. Davranışsal göstergeler: Mesela saldırganlık, akran zorbalığı, tehdit ya da gözdağı verme sürekli, kesici alet taşıma ya da yaralayıcı alet taşıma, kurallara sürekli meydan okuma, ani öfke patlamaları gibi davranış temelli bir takım risk göstergeleri bu sistemin içerisine girilecek." 'ÇOCUK VE AİLELER ÇOK SIKI TAKİP EDİLEREK SORUNLAR BÜYÜMEDEN ÇÖZÜLMELİ' Ardından sunum yapan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Nurdan Duman, "Cumhurbaşkanımızın Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da okullardaki yaşanan olaylar sonrasında yaptığı bir açıklama vardı, 'Vaka bazlı çalışmalar gerekli okullarda, ailelerin izlenmesi gerekir.' Tam da aslında vaka yönetimine vurgu yapmıştı. O yüzden burada da buna ilişkin de geri bildirimi vermek isterim. Aslında tam da ihtiyaç olan şey, okullarda sosyal hizmet ve okullarda vaka yönetiminin yapılması, risk altındaki bireylerin, çocukların ve ailelerin tespit edilmesi, bunlara yönelik ev ziyaretleri yapılarak, çok sıkı takipler yapılarak bu çocukların ve ailelerin izlenmesi, sorun ve ihtiyaçlarının daha büyümeden çözülmesi gerekiyor. Bazen bize, sosyal hizmetlere öyle vakalar gelir ki çocuk yıllardır istismar görüyor, çocuk yıllardır şiddet görüyor, çocuk yıllardır madde bağımlısı ya da babası yıllardır alkol bağımlısı ve her gün gelip evde anneye şiddet uyguluyor. Şimdi, bu çocuk niye yıllarca bunu çeksin, bu anne niye yıllarca bunu çeksin? Yani bizim okulda olmamız gerekiyor ki bu vakalara müdahale edebilelim" diye konuştu. 'TÜRKİYE'DE SİBER GÜVENLİKLE İLGİLİ YÜZDE 90 AÇIK VAR' Akademisyenler ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, "Ne yazık ki internet ortamında siber zorbalık Türkiye'de şu anda kullanılan portal olarak, portaller olarak 9 ile 18 yaş arasında sadece bizim tespit ettiğimiz kullanıcıların yüzde 88'inden fazlası tacize, şantaja maruz kalıyor. Daha önce Cumhurbaşkanlığı himayesinde de bir proje gerçekleştirmiştik, '81 İlde 81 Siber Kahraman' denilen bir proje gerçekleştirdik. Bunun kapsamında bazı araştırmalar yaptık, bu araştırmalar neticesinde elde ettiğimiz veriler. Dolayısıyla açıkçası Amerika'daki veriler çok daha net. Türkiye'de bizim tespit edebildiğimiz, dediğim gibi 9-18 yaş arası yüzde 88; bu ne yazık ki çok üzücü bir oran. Dijital Dönüşüm Ofisi kurulduktan sonra himayeye aldı projeyi. O kapsamda, toplamda yaklaşık bin öğrencinin üzerinde kişiyi sertifikalı olarak, uluslararası sertifikalı olarak siber güvenlik uzmanı yaptık ve bunlardan yaklaşık 150 tanesi kamuda işe girdi. Dolayısıyla Türkiye'de siber güvenlikle ilgili elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama açık var mı? Evet, yüzde 90 açık var, yüzde 90" değerlendirmesinde bulundu. 'VERİ İHLALLERİNİN TEMELİ FİRMALARIN SUİSTİMALİNDEN KAYNAKLANIYOR' Tosun, vatandaşlık verilerinin sızdırılmasıyla alakalı ise şunları söyledi; "Şu anda söylediğim şey bir suç duyurusu bile olabilir. Bakanlıklar ve kurumlar yazılımlar geliştiriyor. Bu yazılımlar çok uzun sürede planlanan projeler, bu projeleri kısa dönemde yapmak için 'x' firması diyelim. 'X' yazılım şirketiyle anlaşıyorlar, x yazılım şirketi Bakanlıkla ilgili projeyi yapıyor, yaparken bu yazılımın e-devletten bir veri alması gerekiyor. Ne oluyor? Bakanlık x firmasının çalışanına o bağlantıyı sağlaması için e-devlet altyapısının Bakanlığa sunduğu kullanıcı adı, şifreyi illaki o yazılımcıya vermesi gerekiyor. Dolayısıyla çok alakasız birinin eline e-devletin 'Admin' parolasını vermiş oluyorsunuz. Bu kişi alıyor bunu hackerlara satıyor, 10 bin dolara, 15 bin dolara satıyor. Dolayısıyla bu kişiler bu panelleri yazılıma çevirip kişi bazlı satabiliyorlar. Veri ihlallerinin temeli de aslında buraya dayanıyor. Burada suçlanan birçok kurum oluyor ama aslında hiçbirinin suçlanmaması gerekiyor çünkü aslında bu tamamen insan faktörünün hatası, oradaki firmaların bunu suistimal etmesi deyip sonlandırayım." Tanju Özcan hakkında, 'Nitelikli cinsel saldırı' soruşturması! İfadeler ortaya çıktı Son dakika.. CHP'de 9 vekilin ihracı istendi
MilliyetHürriyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Airbus ve Boeing'e Çölden Rakip: JetZero'nun İddialı Uçağı
ABD merkezli havacılık girişimi JetZero, Mojave Çölü'nde, kanat ve gövdeyi birleştiren yeni nesil bir yolcu uçağı geliştiriyor. Şirket, bu tasarım sayesinde yakıt tüketiminde yüzde 50'ye varan azalma sağlamayı hedefliyor. Uzun süredir Airbus ve Boeing'in hakimiyetindeki ticari uçak pazarına giriş yapmaya hazırlanan JetZero, farklı aerodinamik yapısıyla dikkat çekiyor. Geleneksel tüp-kanat konfigürasyonundan ayrılan 'karma kanat gövde' (blended wing body) konsepti, havacılık endüstrisinin karbon emisyonlarını azaltma çabalarında yeni bir aşamayı temsil ediyor. Mojave Çölü'ndeki test ve geliştirme faaliyetleri, bölgenin bir havacılık inovasyon merkezi olarak rolünü pekiştiriyor. JetZero'nun henüz netleşmemiş hizmete giriş takvimi, tedarik zinciri ve sertifikasyon süreçlerine bağlı olarak şekillenecek. Buna karşın, mevcut pazar yapısına meydan okuma potansiyeli, sektörde rekabeti artırarak teknolojik ilerlemeyi ve fiyat baskısını tetikleyebilir.
Mali1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
AB, TAQA programı kapsamında üç kişi ve üç örgüte yaptırım uyguladı
Avrupa Birliği, TAQA yaptırım programı çerçevesinde Abderrahmane Ould El Amar, Iyad Ag Ghaly ve Mohamed Lahbous adlı kişiler ile Al Mouakaoune Biddam, Al Moulathamoun ve The Sentinels adlı örgütleri konsolide finansal yaptırım listesine ekledi. AB resmi referans numaralarıyla duyurulan bu eklemeler, söz konusu kişi ve grupların mal varlıklarının dondurulmasını ve AB vatandaşlarının bunlarla iş yapmasını yasaklamayı hedefliyor. TAQA programı, özellikle Sahel bölgesinde istikrarsızlık yaratan, terör ve insan hakları ihlallerine karışan aktörleri hedef alan bir AB yaptırım rejimidir. İsimleri listeye eklenen kişilerden Iyad Ag Ghaly, Mali’deki Ensar Dine ve Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (JNIM) gibi silahlı grupların lideri olarak biliniyor. Lahbous ve Ould El Amar da bölgede faaliyet gösteren diğer militan örgütlerle bağlantılı. Al Mouakaoune Biddam ve Al Moulathamoun, El Kaide bağlantılı gruplar olarak öne çıkarken, The Sentinels ise bölgedeki çatışmalarda aktif bir diğer silahlı örgüttür. Bu yaptırım kararları, AB’nin Sahel’deki güvenlik tehditlerine ve terör ağlarının finansmanına karşı uluslararası çabaları destekleme politikasının bir parçasıdır. Mali, Burkina Faso ve Nijer’deki askeri darbeler ve artan cihatçı şiddet karşısında AB, bu tür listelemelerle diplomatik ve ekonomik baskıyı sürdürmeyi amaçlıyor. Kararın, bölgesel istikrarsızlığın derinleştiği ve insani krizin büyüdüğü bir döneme denk gelmesi dikkat çekiyor.
Mali6 olay6 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
NASA, Swift Teleskobu'nu atmosferde yanmaktan kurtarmak için ilk robotik görevi başlatıyor
NASA, Dünya atmosferine girerek yanma riskiyle karşı karşıya olan Neil Gehrels Swift Uzay Teleskobu'nu kurtarmak için tarihte bir ilke imza atıyor. Kısa süre içinde alçalarak atmosferde yanması beklenen teleskobu kurtarmak amacıyla robotik bir uzay görevi başlatılıyor. Operasyonun aylar sürmesi planlanıyor ve ABD'li girişim Katalyst tarafından geliştirilen teknoloji kullanılacak. Bu görev, yörüngedeki bir uyduyu düşmeden önce yakalayıp yönlendirme girişimi olması nedeniyle uzay operasyonlarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Başarılı olması durumunda, gelecekte benzer risk altındaki uyduların kurtarılması için emsal teşkil edebilir ve uzay çöpü sorununa karşı aktif müdahale yöntemlerini yaygınlaştırabilir. Swift Teleskobu, 2004 yılında fırlatılmasından bu yana gama ışını patlamaları gibi yüksek enerjili gök olaylarını gözlemleyerek astrofiziğe önemli katkılar sağladı. NASA'nın bu hamlesi, bilimsel değeri yüksek bir varlığı korumanın yanı sıra yörüngede robotik servis kabiliyetlerinin test edilmesi açısından da kritik önem taşıyor.
Mali1 olay6 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Bannu'da polis karakoluna quadcopter ile patlayıcı atıldı: 2 asker yaralandı
Pakistan'ın Hayber-Pahtunhva eyaletine bağlı Bannu ilçesinde, Haved Polis Karakolu'na dronla saldırı düzenlendi. Saldırganlar, quadcopter tipi bir dron kullanarak karakol arazisine iki patlayıcı bıraktı. Olayda iki Frontier Corps personeli hafif yaralanırken, iki hükümet aracı kısmen hasar gördü. Bannu ilçesinde son dönemde güvenlik olaylarında artış gözleniyor. Bu saldırı, militan grupların dron gibi teknolojileri giderek daha sofistike yöntemlerle kullandığını gösteriyor. Bölgedeki güvenlik güçleri, sınır ötesi tehditlere karşı teyakkuzda. Yetkililer olayla ilgili soruşturma başlatırken, saldırının bölgedeki istikrarı ve sivil güvenliği tehdit eden unsurların varlığını ortaya koyduğu belirtiliyor. Uluslararası toplum, Pakistan'daki terörle mücadele çabalarını desteklerken, dron teknolojisinin kötüye kullanımı yeni bir güvenlik sorunu olarak öne çıkıyor.
Mali1 olay25 Haz - Aynı ülke gündemi
Pentagon’dan Kongre’ye gizli uyarı: Yaz operasyonları için 80 milyar dolar ek bütçe şart
ABD Savunma Bakan Yardımcısı Stephen Feinberg, bu hafta Kongre üyeleriyle yaptığı kapalı kapı görüşmelerinde, silahlı kuvvetlerin yaz aylarındaki operasyonlarını sürdürebilmesi için yaklaşık 80 milyar dolarlık ek bütçeye ihtiyaç duyulduğunu iletti. Wall Street Journal’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberi, Milliyet gazetesi tarafından aktarıldı. Feinberg’in uyarısı, mevcut bütçe yetkisinin yakında tükenme riskine işaret ediyor. Eğer Kongre yeni bir bütçe yasası çıkarmazsa, Pentagon’un yaz operasyonları için finansman açığı oluşabilir. Bu durum, ABD’nin yurt içi ve yurt dışı askerî faaliyetlerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Ek bütçe talebi, Washington’da savunma harcamalarına ilişkin süregelen siyasi tartışmaların ortasında geldi. Kongre’nin bu talebi karşılayıp karşılamayacağı, hem iç siyaset dinamiklerine hem de uluslararası taahhütlere bağlı olarak şekillenecek. Talebin büyüklüğü, Pentagon’un karşı karşıya kaldığı mali baskının boyutunu ortaya koyuyor.
Mali1 olay19 Haz - Aynı ülke gündemi
BM: Her 6 yaşlıdan biri istismar mağduru, yaşlı nüfus 2030’da gençleri geçecek
15 Haziran Dünya Yaşlı İstismarı Farkındalık Günü kapsamında Birleşmiş Milletler, 60 yaş ve üzeri nüfusun hızla arttığına dikkat çekerek 2030 yılına kadar bu yaş grubunun genç nüfusu geride bırakacağını bildirdi. BM verilerine göre, her 6 yaşlıdan biri fiziksel, psikolojik ya da maddi istismara maruz kalıyor. Yaşlı nüfusun yükselişiyle istismar vakalarının artabileceği uyarısında bulunan BM, 2026 yılı için belirlenen “Farkındalık” temasıyla toplumsal bilincin güçlendirilmesini hedefliyor. Uluslararası düzeydeki farkındalık kampanyalarıyla, yaşlılara yönelik ihmal ve kötü muamelenin önlenmesi amaçlanıyor.
Mali3 olay14 Haz